Felaketler ülkesinde…

Sabah kalktım, yüzümü köpüğe buladım, jileti cırt diye çektim favorinin ordan. Musluğu açtım ki, jileti altına tutayım. Amanın o da ne? Tıss. Sular kesik.
Kaldık mı ortalıkta köpüklü möpüklü.


Bu bir felaket!
Ne heyecanlı ülke burası böyle.
Fi tarihi. Rize’nin Pazar ilçesine bağlı köylerden birinden diğerine gidiyoruz. Doğrusu annemin köyünden babamın köyüne. Okuma yazmayı henüz söktüğüm zamanlar.
Yol dedim ama yol yol gibi değil. İki araba karşılıklı geldiğinde biri metrelerce geri geri gitmek zorunda kalıyor. Yolun kenarında Karayolları’na ait şöyle bir tabela gördüm:

‘HEYECAN VAR’

Tabelaya yaklaşınca hemşehrilerimden birinin ‘C’ harfini ‘L’nin üzerinde oynayarak yaptığını anladım. L’yi C yapmış adam. Yani yolda aslında,

‘HEYELAN VAR’

Şunu bilemiyorum tabii.
Hemşehrim Karayolları’nın tabelada ‘tashih’ yaptığını sanarak düzeltme mi yaptı, yoksa bu düzeltmeyle Karayolları’na ‘bu yolda hakikaten heyecan var’ mı demek istedi, emin değilim.
Her iki şık da komik ama:
O yolda hakikaten heyecan vardı, o yıllarda.
Sadece o zaman değil, sadece orada da değil.
Burada, bu memlekette, hem de onyıllardır hep heyecan var!
Deprem, çığ, sel, terör, karantina ve uçak kazası aynı gün aynı gazetede, sadece bu ülkede yer alır herhalde.
Felaketler üstüne felaketler ülkesi burası ve yaptığımız en güzel şey maalesef ölü sayımı!
Bu sektörde uzmanlaştık neredeyse.

2 KEZ ERTELENEN KONSER!

Son dönemde sanatçılığının yanı sıra AHBAP grubuyla çeşitli yardım ve dayanışma işlerine giren, sosyal sorumluluk projelerine imza atan Haluk Levent, Bursa’da konser düzenleyecekti.

Bu konser, Elazığ depremine denk geldiği için ileri bir tarihe ertelendi.
5 Şubat’a. İleri tarih günü geldiğinde bu kez Van’da çığ felaketi yaşandı ve konser bir kere daha ertelendi.
Bu kez tarih 25 Mart!
Yukarıdaki yazının ışığında, 25 Mart’taki konserin yapılma ihtimali sizce kaç?

BOMBAY’DA BOMBA UYGULAMA!

Trafikte korna çalma eski ve kötü bir Türk folkloruydu. Bu alışkanlıktan epeyce arındık.
Bir dönem işyeri Altıparmak- Heykel civarında olanlar korna sesinden neredeyse çıldıracak hale gelmişti.

Hindistan’ın Bombay kenti bu sorunla boğuşmaya henüz başlamış. Kentte korna çalanlar o kadar azmış ki, yöneticiler sorunu çözmek için epeyce radikal bir karar almak zorunda kalmışlar.
Buna göre, araçlar kırmızıda beklerken biri korna mı çaldı. Sese duyarlı sensör devreye giriyor ve kırmızı ışığın süresini bir 80 saniye daha uzatıyormuş. Her korna 80 saniye daha.
Yani Hintliler bu işi oldukça sert bir yöntemle ve önlemle çözmüşler.
Bu hikayeyi yazmamın sebebi hikmeti şu.
Sanırız ki uygarlık, eğitimle, kültürle, sanatla kazanılır, yerleşir ve yaygınlaşır.
Oysa uygarlık aslında cezayla yaptırımla ‘hizaya getirme sanatı’ndan başka bişey değil.
Buyurun Bombay örneği tam da bunu anlatıyor.

KUPA KIZININ PEŞİNDE…

Siz bu satırları okurken ben İzmir’de, 60 akıl 70 fikir düşünüyor- taşınıyor ve ter döküyor olacağım. Türkiye şampiyonasında Bursa’yı temsil eden bir takımın oyuncusuyum. Bizim takım 3 günde tam 11 maça çıkacak. (Bazı maçlarda yedek de olabilirim.)
Yaşım 57 ama aktif sporcuyum. Cebimde sporcu lisansım bile var.
Başarılı olursak iş salıya, çarşambaya uzar. Başarısız olursak pazartesi günü kös kös ve ‘bir hiç’ olarak Bursa’ya döneceğiz.
NOT: Bir önceki cümlede ‘bir hiç’i bilhassa tırnak içinde yazdım. Yaptığım sporla fonetik benzerliği olduğu için. Bu bir akıl sporu. Bilenler bilmeyenlere ne olduğunu anlatsın bi zahmet.

:http://www.bursahakimiyet.com.tr/yazarlar/adnan-bastopcu-73/felaketler-ulkesinde-15727.html

İçeriğe Ait Fotoğraflar

Felaketler ülkesinde... Felaketler ülkesinde... Felaketler ülkesinde...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest